Hazırlık Okulu'nda Öğrenci Olmak

HAZIRLIK OKULU'NDA ÖĞRENCİ OLMAK

Kitapçık Dizisi – 5

Ocak 2008

 Bu kitapçık BÜREM Öğrenci Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık  Merkezi, YADYOK Yabancı Diller Yüksek Okulu ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans Programı bölüm akranı öğrencilerinin işbirliğiyle hazırlanmıştır.

 

İçindekiler

 Kısa süren büyük sevinç

Biraz rahat etmek isteği

Üniversite mi yoksa lise mi?

Özgüven sarsılması

Aile özlemi

Yeni bir ortam, yeni bir kent

Arkadaşlar

Bütçe sıkıntısı

Yurtta ya da evde ortak yaşam

Düzensiz (Irregular) öğrencilik

Bölümden kopukluk

Hazırlık’ta sizi ne bekliyor? 

 

HAZIRLIK OKULU’NDA ÖĞRENCİ OLMAK

Üniversite eğitimi gençler için yaşamlarının hemen hemen her alanında önemli dönüşüm ve değişim demektir. Eğitimini tamamlayan genç, her açıdan büyümüş;  sorumlu ve yetkin bir yetişkine dönüşmüş olur. Ancak bu dönüşüm kolay değildir, aşılması azim ve ciddi çaba gerektiren pek çok zorlukla karşılaşılır.

Bu kitapçık üniversite eğitimine Boğaziçi Üniversitesi’nde başlamak üzere kayıt olan Hazırlık Okulu öğrencilerine yeni ortamlarına uyum sağlamada ve karşılaşabilecekleri zorluklarla başa çıkmada destek olmak amacıyla geliştirilmiştir. Deneyimler göstermektedir ki burada sıralanan her yaşantı bütün öğrenciler için geçerli olmasa da öğrencilerin önemli bir bölümü için geçerlidir.   

Kısa süren büyük sevinç

Uzun bir eğitim yarışının ve zorlu bir yılın ardından  Boğaziçi Üniversitesi’nde okumaya hak kazandığınızı öğrendiniz. Çok çalışmıştınız ama çabalarınızın karşılığını aldınız. Siz kendinizle, çevreniz sizinle gurur duyuyor olmalı. Kutlanması gereken bir başarı bu! Üniversitenin güneydeki ana kampüsünü gezdiniz, manzaradan, çevredeki tarihi binalardan, insanların taşıdığını hissettiğiniz güven ve rahatlıktan etkilendiniz. Artık buranın bir parçası olacaksınız...

Bu güzel duygular kayıt için üniversiteye adım attığınız anda yavaş yavaş değişmeye başlayabilir. Kendinizi şaşkın ve sorularla dolu bulabilirsiniz: kaydımı nasıl yapacağım, hangi bina nerede, herkesin ağzındaki kısaltmalar ne anlama geliyor, nerede kalacağım, kafamdaki soruların yanıtını nasıl bulacağım?

Sizin dışınızdaki herkes ne yaptığını biliyor gibi görünebilir ama öyle değildir. Herkes ilk girdiği ortamda bocalar, bazen şaşırır, bazen düşkırıklığına uğrar. İlk yapmanız gereken kendinize zaman tanıyıp anlayış göstermektir. Alışmak, buranın parçası olmak bir süreçtir, zaman alacaktır.

Biraz rahat etmek isteği

Belki de farkındalığına ancak karşı karşıya kaldığınızda vardığınız ilk yeni durum İngilizce yeterliğinizin sınanıyor olmasıdır. Kendinizi İngilizce düzeyinize bağlı olarak şu gibi konumlarda bulabilirsiniz:

İngilizce yeterliğiniz sınavı geçecek kadar yüksekse, ancak “üniversiteye gelmek için çok çalıştım, bu yıl bölüme başlamayıp Hazırlık’ta biraz dinleneyim” düşüncesiyle İngilizce Yeterlik Sınavı’nda bile bile kalırsanız yaşamınızın önemli bir döneminden verim alamamış ve hem ailenizin hem de okulun kaynaklarını boşa harcamış olursunuz.

İngilizce yeterliğiniz sınavı geçecek kadar yüksek olmasa da ileri düzeydeyse, ancak “rahat bir dönem geçireyim” diye düzey belirleme sınavında bilerek düşük başarı gösterirseniz, İngilizce eğitiminden yarar görebileceğiniz halde size kolay gelen derslere girmekten sıkılır, sınıftan kopar, düzeyinizi ilerletme şansını kaçırır ve kısıtlı kaynakları boşa harcamış olursunuz.

İngilizce yeterlik düzeyiniz ileri ya da ortaysa ve “nasılsa geçerim” düşüncesiyle derslere sarılmazsanız sizden geride başlayan ancak düzenli çalışanların ardında düşüp İngilizcenizi ilerletememiş ve hatta yeterlik sınavında başarılı olmayı riske atmış olursunuz.

İngilizce yeterlik düzeyiniz başlangıç ise ve bundan dolayı canınız sıkılıp “nasılsa geçemem” diye derslere sarılmazsanız çaba göstermiş olsanız başarabileceğiniz sınav(lar)ı kaçırmış, size sunulan öğrenme fırsatını kullanmamış olursunuz.

İngilizce düzeyiniz ne olursa olsun, geçersiz varsayımlara dayanarak üniversite yaşamına ilk adımı yanlış atmayın. Sınavlarda gerçek düzeyinizi gösterin, derslerde elinizden gelenin en iyisini yapın. Daha fazla ilerleme şansınız olacaktır.

Elinizden geleni yapmış da olsanız bazen sınav gerçek İngilizce düzeyinizi göstermeyebilir, kendinizi sınıfın ilerisinde ya da gerisinde bulabilirsiniz. Bu durumda genellikle 2-3 hafta içinde öğretmeninizle görüşüp sınıfınızı değiştirerek eğitimden daha iyi yararlanmanızı sağlamaya çalışmak gerekir.

Hazırlık Okulu, pek çok öğrencinin sandığının tersine yoğun bir programdır ve onu yeterince ciddiyetle izlemeyen İngilizcesi ileri düzeyde olan öğrenci bile yeterlik sınavında başarısız olabilir. Bu zorluk kaygıya ya da paniğe kapılmakla değil, sistemli ve düzenli çalışmayı elden bırakmamakla aşılır.

Üniversite mi yoksa lise mi?

ÖSS’ye hazırlanırken öyle çok enerji harcamıştınız ki şimdiye kadar ertelediklerinizi yaşamak istiyor, üniversite buna uygundur diye düşünüyordunuz. Belki beklediğiniz esneklikle bir ölçüde karşılaşacak ve kendinize daha fazla zaman ayırabileceksiniz ama yeni beklentilere uymak koşuyla.

Öğrencilerin önemli bir bölümünün üniversiteyle ilgili geçerli olmayan beklentileri vardır. Derslere devamın gerekli olmadığı, notların pek bir anlama gelmediği, ödev değil araştırma ve tartışma yapılacağı, zamanın özgürce geçirilebileceği, parti ve eğlenceler içinde bir yaşam olacağı gibi.

Evet, üniversite liseden farklıdır, ama daha kolay değildir. Tersine burada kendi öğrenme sorumluluğunu kendinizin aldığı varsayılır, sıkı, disiplinli bir tempo beklenir ve yeterince çalışmadığınızda uyarılmak ya da korunmak yerine sonuçlarına siz katlanırsınız.

Birçok öğrencinin üniversitedeki eğitime uymadaki en önemli güçlüğü önceki öğrenim yaşamında edilgin olmanın verdiği alışkanlıkla kendisine birşey öğretilip denetlenmeyi beklemektir. Oysa başarılı olmak için öğrenme sorumluluğunuzu üstlenmeniz ve etkin olmanız gerekir.

Öğrenci olarak hak ve sorumluluklarınız var. Birçoğu öğrenci elkitabında yazılı akademik kuralları öğrenin. Öğretim elemanlarına, onların yardımcıları olan araştırma görevlilerine ve diğer üniversite personeline soru sormaktan çekinmeyin. Bir sorunuz ya da sorununuz olduğunda mutlaka yetkili kimselerle bağlantı kurun.

Özgüven sarsılması

Daha önceki öğrenim yaşamınızda büyük olasılıkla okuldaki en başarılı öğrencilerdendiniz, fazla çaba göstermeden öne geçebiliyordunuz. Boğaziçi’nde bu konumu yitirebileceksiniz çünkü artık çevrenizdeki diğer öğrenciler de sizin kadar, hatta bazıları sizden daha akıllı, hırslı ve başarılı olabilir. İyinin iyisi olmak kolay değildir. Öncülüğü eskisi kadar rahatlıkla elde edememekle bir özgüven kaybı yaşayabilir, kendinizi eskisi kadar değerli hissetmeyebilir, eksiklerinizin farkına varabilir, eski güvenli konumunuzu özleyebilirsiniz. Birçok öğrenci alışık olmadığı bu ortamı bireyci, rekabetçi ve acımasız olarak algılar, bazıları çözümü savunmaya geçip dışta kalmakta bulur, kimi giderek yabancılaşır ve kopar.

Unutmayın, yeni bir ortamda konum edinmek zaman alır. Arkadaş edindikçe en büyük desteği birbirinize vereceksiniz. Dışta kalmak yerine elinizden gelenin en iyisini yaparsanız çevrenizdeki parlak öğrencilerin kattığı ivmeyle ne denli hızla geliştiğinize kendiniz de şaşırabilirsiniz.

Aile özlemi

İstanbul dışından geliyorsanız ve daha önce ailenizden ayrılmadıysanız sizi ek zorluklar bekliyor olabilir. Üzerinize titrenilen ve pekçok şeyinizin sizin adınıza hazır edildiği ortamdan çıkıp yurtta ya da evde yalnız ya da başkalarıyla birlikte yaşamaya başlamak hiç kolay değildir. Yemekten, giyinmeye, bütçeden temizliğe tüm gereksinimlerinizi kendi kendinize karşılamak, kendi ayaklarınızın üzerinde durmak durumundasınız.

İlk başlarda ailenizi o kadar özleyebilirsiniz ki her fırsatta eve gitmek ister ve belki herşeyi bırakıp geri dönmek isteyebilirsiniz. Ancak Boğaziçi mezunu olarak eve dönmenin size kazandıracaklarını düşünün. Bilin ki yeni ortamınıza alıştıkça burası da eviniz haline dönüşecek, başlangıçta sizi zorlayan işler size yeni yeterlikler kazandıracak ve ailenizle aranızdaki bu göreceli ayrılık size ileride özleyebileceğiniz bir bağımsızlık duygusu tattırabilecektir.

Yeni bir ortam, yeni bir kent

Üniversite aynı kentte yaşayan bir öğrenci için bile yepyeni bir ortam, yeni beklentiler ve yeni bir yaşam tarzı demektir. Ama eğer başka bir kentten hatta köyden geliyorsanız, aynı zamanda çevre kültürüne alışmanız gerekir.

Boğaziçi Üniversitesi hakkındaki geçerli olmayan varsayımlardan biri öğrencilerinin çoğunun İstanbullu ve yabancı özel okul mezunu olduğudur. Oysa öğrencilerimizin çok azı bu özelliktedir ve önemli bir bölümü Anadolu’nun çeşitli köşelerinden gelmektedirler. Yani büyük çoğunluk ilk yıllarda ciddi bir uyum süreci geçirmektedir.

İstanbul dışından gelen birçok öğrenci İstanbul hakkında önyargı taşıyabilmekte, buradaki yaşamdan ürkerek kendilerini dış dünyaya kapatabilmektedir. Oysa üniversite yaşamının sunduğu en önemli kazanımlardan biri kültürel etkileşimdir. İyiyi kötüden ayırma becerinize güvenin, önyargıları bir yana bırakıp önce gözlemci olmaya, çevreyi tanıyıp kültürü anlamaya çalışın. Bunun için İstanbul’u gezin, onu yavaş yavaş keşfin tadına varmaya çalışın.  Üniversitenin olanaklarından (spor, kütüphane, bilgisayar merkezi, yazma merkezi, dinleme laboratuvarı, film merkezi, konserler, öğrenci kulüpleri, konferanslar) yararlanın. Çevredeki (sinema, tiyatro, konser, müze, sergi) kültürel etkinliklere zaman ve bütçeniz elverdiğince katılmaya çalışın.

Hazırlık öğrencisi iken İngilizce olarak düzenlenen akademik, kültürel ve sosyal etkinliklere katılmaya çalışın. Keyif aldığınız konu ve bağlamlarda İngilizce öğrenmek kolaylaşır, derslerde öğrendiklerinizi zenginleştirmiş olursunuz.

İstanbul’da kaldığı yer üniversiteye uzak mesafede olan öğrenciler için kampüse erişmek sabah ve akşam uzun yolculuklar gerektirecektir. Yakındaki bir liseye gitmiş biri için bu yeni ve yıldırıcı bir durumdur. Büyük kentin bu önemli sorununu yanınızda kolay okunacak (örneğin, yeni sözcük listesi ya da kartları) kaynaklar taşımakla bir ölçüde hafifletir ve okuma alışkanlığınızı geliştirebilirsiniz.

Başlangıçta öğrenciler üniversite içindeyken kendilerini ortama yabancı hissederler, Boğaziçili olduklarının ayrımına ve keyfine ise ancak üniversite dışındayken varırlar. Üniversitenin hem içinde hem de dışında ona olan aidiyet hissiniz ise bazen ancak mezuniyete doğru gelişir. Bir an önce mezun olmaya çalıştığınız üniversiteye gelmek için fırsat kollar ve içindeyken rahat bir kültürel soluk alırsınız.

Arkadaşlar

Ailenizden ayrı ya da eskisinden daha mesafeli olduğunuz ve henüz bölümdeki öğretim elemanlarına yakın olmadığınız bu yaşam diliminizde en büyük desteğiniz arkadaşlar olacaktır. İstanbul dışından geldiyseniz başlangıçta bir süre yalnızlık çekebilir ayrı kaldığınız eski arkadaşlarınızı özleyebilirsiniz. Yeni arkadaş edinmek zaman alabilir ama burada da arkadaşlarınız olacaktır yeter ki çaba gösterin.

Hazırlık Okulu’ndaki sınıflar bölümlere değil İngilizce düzeyine göre oluşturulduğundan size bölümlerarası arkadaşlık kurmada daha sonra zor bulunan bir fırsat sunulmuş olur.  

Bazı öğrenciler yalnız kalmamak adına, dışlanma kaygısıyla ya da kabul gördükleri bir gruba ait olabilmek üzere kendilerini zorlayarak pek de hoşlanmadıkları ilişkilere girebilmektedir. Bazen bu ilişkiler kişiyi başkalarını dışlayıcı bir altkültürü olan ve çıkmanın çok zor olduğu gruplara yönlendirirler. Açılım ve gelişimizi kısıtlayıcı olabilen bu tür ilişkilerden uzak durun. Her “arkadaş” insana destek olmaz, bazı sözüm ona arkadaşlar sizi istemediğiniz şeyleri (giyim kuşamınızı, davranış ya da konuşmanızı onlara benzemek uğruna değiştirme, aşırı içki ya da sigara içme, madde kullanma, gece yaşamına kapılma, kendi dini inaçlarını empoze etme hatta ibadet etmeye zorlama) yapmaya, zararınıza olacak kararlar almaya sürükleyebilir. Bu anlamdaki sizi siz olmaktan çıkaran “arkadaş” baskısına boyun eğmeyin, sizin yararınızı gözeten ve birlikte olmaktan hoşlandığınız kimselerle arkadaşlık kurun.

İstanbul’dansanız ve halen eski arkadaş çevrenizle birlikteyseniz yenilerini edinmeye pek çaba göstermek istemeyebilirsiniz. Oysa yeni bir çevrenin parçası olmak ancak o çevrede kurulacak ilişkilerle kolaylaşır. Üniversiteyle birlikte çevrenizin genişlemesine izin verin. Eskileri koruyarak yeni arkadaş edinmek en iyisidir.

Bazı öğrenciler eski çevreleriyle bağlantıyı koparıp yeni ortamı kendilerini yepyeni, olmak istedikleri bir birey olarak tanıtma fırsatı olarak görürler. Kişiler gerçekten bir değişim geçirdiyseler bu bir  fırsat olabilir. Ancak ani dönüşümler çoğu kez geçici ve yapaydır. Bir süre sonra kişi gerçek kimliğine döner ve verdiği görüntüye uymaması yeni çevresini de yitirmesine yol açacağından kişi bütünüyle yalnız kalabilir. Değişimlerin yavaş olacağını bilin, farklı olmak adına kendinize yabancılaşmayın.

Yeni ilişkiler kurmada pek girişken değilseniz okuldaki etkinliklere katılmanın bu süreci kolaylaştırabileceğini bilin. Boğaziçi Üniversitesi’nde neredeyse herkesin ilgi alanına yakın pek çok konuda etkin çalışmalar yapan öğrenci kulübü vardır. Öğrenci kulüplerinin yanısıra akademik ve sosyal açıdan öğrenciler lehine fark yaratmayı amaçlayan öğrenci temsilcilikleri vardır ki onlara katılımınız hem kendiniz hem de diğer öğrenciler için yararlı olabilir. Sosyal ve kültürel etkinlikler size hem yaşıtlarınızla birlikte olmak için doğal ortamlar sunar, hem de toplumsal katılım ve katkı fırsatı vererek çok yönlü gelişiminizin önünü açabilirler.

Başlangıçta akademik ve sosyal yaşamı dengelemede bocalayabilirsiniz. Ancak istekli öğrencilerin büyük bölümü hem derslere düzenli çalışıp hem de sosyal yaşama zaman ayırabilmektedirler. Dolu bir yaşam insana zamanını daha iyi kullanmayı öğretir. 

Yurtta ya da evde ortak yaşam

Ailesinden ayrı yaşayan öğrencilerin özellikle ilk yıllarda çoğunluğu yurtta, bir kısmı ise ortak tuttukları evde arkadaşlarla birlikte yaşarlar. Daha önce böyle bir deneyimi olmamış öğrenciler için arkadaşlarla ortak yaşam önemli bir değişimdir.

Boğaziçi yurtlarında kalmanın önemli avantajları vardır. Öncelikle üniversiteye uyumu hızlandırırlar. Kampüslerdeki yurtlar yürüme mesafesinde üniversiteye erişim sağlar. Ana kampüsten uzak ancak ulaşımın düzenlendiği Kilyos yurdu ise fiziksel olanakları daha elverişli bir mekanda kentin gürültü, kirlilik ve kalabalığından uzak doğal bir ortam sunar. Hazırlık öğrencilerinin birlikte kalmaları kaynaşıp dayanışmalarını kolaylaştırır.

Aileden ayrı yaşamak kendine bakmaya alışkın olmayan birçok öğrenci için zorlayıcı olabilir. Kişi farketmeden kendini kötü beslenir (beslemeyen yiyeceklerle doyma, kötü beslenmeyle kilo alınca zararlı diyetlere girme), düzensiz uyur, özgürlük adına ya da sıkıntılardan kaçmak için içki, sigara ya da madde kullanmaya başlamış bulabilir. Bedeninizin biricik olduğunu, ona vereceğiniz zararların gençliğinizden dolayı olumsuz etkisini hemen görmeseniz de kalıcı olabileceğini unutmayın. Özbakımınız için bilinçli seçimler yapın, iyi alışkanlıklar edinin. Sık ev ziyaretleri bu açılardan uyarıcı olur.

Ayrı kültür, değer, inanç, alışkanlık, zevk ve seçimlere sahip kimselerin aynı ve çoğu kez küçük bir mekanı paylaşmaları kolay değildir. Bazen insan yalnız kalmak ister ve pek boş kalmayan bir mekanda bunu gerçekleştirememekten bunalır. Güzel zamanların ve eğlencenin paylaşılması kolaydır ama sıkıntıları paylaşmak, istenmeyen işleri bölüşmek, çatışmayla yüzleşip çözmek zor olabilir.

Ortak yaşam insanı olgunlaştırıcıdır. Herkesin kabul edebileceği ortak kurallar, karşılıklı anlayış ve esneklik geliştirilmesini, yani uzlaşmayı gerektirir. Çelişkileri biriktirmeden çözmek daha kolaydır. Uyumlu bir ortak yaşamın anahtarı kendini olumlu bir dille ifade etmektir.

Bütçe sıkıntısı

Varsıl ailelerden gelen bir azınlık dışında çoğu kişi için üniversite kısıtlı parayla geçinilen bir dönemdir. Dar gelirli aileden gelen gençler için ana-babalarından harçlık istemek güçleşir.  Özellikle ailesinden ayrı yaşayan öğrenciler sıkı bir gelir gider hesabı ile ayın sonunu getirmeye çalışırlar.

Boğaziçi Üniversitesi hakkındaki bir yanlış varsayım da buradaki öğrencilerin varlıklı ailelerden geldiğidir. Oysa ailelerin çoğunluğu orta gelirlidir. Birçok öğrenci ders vererek harçlığını çıkarmakta, önemli bir bölümü burs alarak ya da kısmen çalışarak okuyabilmektedir.

Maddi yetersizliği olan öğrencilerin çekinmeden Burs Ofisi’ne başvurmaları önerilir. Kaynaklar yeterli olmadığından bursa hak kazanamamışsanız yarı zamanlı iş olanakları için Mezunlar Derneği’ni arayabilir, çevredeki ufak iş olanaklarını araştırabilirsiniz.

Derslerinize engel olacak hale gelmedikçe çalışmak  size yalnızca maddi özerklik değil, önemli yetkinlikler ve özgüven kazandırır. Ancak bağımsız bütçenin verdiği özgürlüğe kapılıp derslerinizi ihmal etme riskinden kaçının, zaten yaşamınızın geri kalan bölümünde çalışıyor olacağınızı bilerek öğrenciliğinize  öncelik verin. Aksi halde ders başarınızı hatta mezuniyetinizi riske atmış olabilirsiniz. Eğitiminize verdiğiniz önemi hiçbirşeyle değiştirmeyin. Diploma olmadan zengin ve başarılı olan Bill Gates yalnızca bir istisnadır, çok daha geçerli olan gerçekse eğitimin yaşam niteliğini artırıyor olmasıdır. 

Düzensiz (Irregular) öğrencilik

Hazırlık’taki ilk dönemden sonra İngilizce yeterlik sınavını geçebilecek duruma gelmiş bazı öğrenciler hemen bölümlerine mi geçecekleri yoksa bunu bir sonraki akademik yılın başına mı erteleyecekleri konusunda bir bocalama yaşarlar.

Bölümlerdeki akademik programlar bir yıl için düzenlemiş olduğu, her dönem her ders açılamadığı ve ilk dönemdeki bazı dersler ikinci dönemdekilerin önkoşulu olabildiği için, programa ikinci dönemde başlayan öğrenciler düzensiz (irregular) öğrenci olarak adlandırılır. 

Akademik yıl ortasında programa başlamanın güçlükleri genellikle abartıldığından birçok Hazırlık öğrencisi düzensiz öğrenci olmaktan kaçınmak için İngilizce yeterlik sınavında başarı göstermeye çalışmak yerine bir dönemlerini boşa harcamayı seçmektedir.

Karar verme aşamasında olan öğrencilerin kulaktan dolma bilgilerle davranmaları yerine bölümlerindeki birinci sınıf (ya da varsa Hazırlık) danışmanlarıyla görüşmeleri önerilir. Düzensiz öğrencilik olumsuz değil, olumlu bir başlangıç sağlayabilir. Birçok bölüm önkoşul olan birinci dönem derslerini ikinci dönemde de açabilmektedir. İlk yıl programlarının birçoğunda ardıl bölüm derslerinden çok bölüm dışı zorunlu dersler vardır. Öğrenciler bu dersleri ya da seçmeli dersleri alarak bir sonraki yılın yükünü hafifletebilirler. Hatta Yaz Okulu’nda ders alıp ilk yıl programlarının önemli bölümünü tamamlayarak neredeyse bir yıl kazanmış olabilirler.

Farklı seçmeli dersleri alma ya da bazı dersleri tekrarlama durumunda kalma gibi nedenlerle birçok bölüm öğrencisi programlarının bir aşamasında düzensiz konumda olmakta ama sonraki fırsatları değerlendirerek düzenli hale dönmektedir.

Yukarıdaki açılardan bakıldığında, düzensiz öğrenci olmak sanıldığı kadar ender ya da zor atlatılan bir deneyim değildir. Anlatılanlara kulak kabartın ama herkesin öğrenim yaşantısının kendine özgü özellikler tarafından belirlendiğini unutmayın. Başkasının yaşantısı size uymayabilir. Anlamlı olan üniversitedeki öğreniminizi kolay olsun diye gereksiz yere uzatmak değil, onu en verimli şekilde, yani en çok şey öğrenerek değerlendirmektir.

Bölümden kopukluk

Hazırlık Okulu’ndaki öğrencilerin en başta gelen yakınmalarından biri bölümleriyle ilişkide olmadıklarından kendilerini üniversite yaşamından kopuk hissettikleri, bir tür aidiyet eksikliği çektikleridir. Bu kopukluk girişim göstererek çözülebilir.

Kampüs yaşamına ve öğrenci etkinliklerine katılmada Hazırlık öğrencisinin tek engeli acemiliğidir ki bu sorun zamanla ve ilgi alanına göre seçilen etkinliklere katılmakla ortadan kalkar.

Bölümle ilişki kurmak için de girişim gerekir. Çok sayıda bölüm öğrencisiyle oldukça yoğun olan bölümlerin Hazırlık’taki öğrencileri için etkinliklerde bulunması, bu etkinliklerin gelişip yaygınlaşması büyük ölçüde gelecek isteğe ve ilgiye bağlıdır.

Bölümlerin birçoğu Hazırlık’taki öğrencilerine bölümlerini tanıtan etkinlikler düzenlemektedirler. Birçok bölümde Hazırlık danışmanlığı (bölümdeki bir öğretim elemanının Hazırlık’taki bölüm öğrencilerine bölümle ilgili akademik danışmanlık yapmakla görevlendirilmesi) uygulaması vardır ancak Hazırlık öğrencileri yeteri istek ve katılım göstermediklerinden fazla etkin olamayabilmektedir. Birkaç bölümde ise bölüm akranlığı (orta ya da ileri sınıftaki bölüm öğrencilerinin Hazırlık öğrencilerine bölümü tanıma ve bölüme geçiş sürecinde desteği) uygulaması vardır.  

Üniversiteyle ve bölümlerle ilgili birçok bilgiye, hatta ders içeriklerine üniversitenin ve bölümlerin internet sayfalarından erişmek olasıdır. Üniversitenin ve bölümlerin düzenlediği genel katılıma açık pekçok etkinlik ya da bir fikir sahibi olmak amacıyla sorumlu öğretim elemanının izniyle izleyebileceğiniz birkaç ders size girmek üzere olduğunuz ortamlarla ilgili bilgi sunacaktır. Öğrenim göreceğiniz alanla ilgili makaleler okuyup hem sözcük dağarcığınızı genişletmeniz hem de bölüme hazırlanmanız olasıdır.     

Yanlış bölümde olduğunu düşünenler geçersiz yaygın inançlarla umutsuzluğa kapılmadan önce bölümlerini iyi tanımaya çalışmalıdır. Bölümlerarası geçiş yapmak ancak ilk yılın sonunda ortalama üzerinde başarı göstermiş öğrenciler için bir olasılıktır. Başarılı öğrenciler farklı ilgi alanlarını bazı bölümler arası kurulmuş olan çift ana dal programlarıyla da karşılayabilirler.

Hazırlık’ta sizi ne bekliyor?

Hazırlık Okulu’na yalnızca İngilizce öğrenime hazırlık değil, üniversite öğrencisi olmaya hazırlık olarak yaklaşmakta yarar vardır. Yalnızca İngilizce odağı ve bir iki öğretmenle çalışmak, tek sınıf düzeni ve derslerin tüm günü almaması size üniversitenin parçası olmak için de süre tanır.

Derslere başladığınızda, özellikle başlangıç düzeyi öğrencisiyseniz, hemen sıkı bir çalışma temposu içine girmeniz, günlük tekrarlar yapmanız gerekir. İlk haftalarda konuları bildiğinizi ve tekrara gerek olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak konular hızla ilerler ve önceki bilgileriniz sizi ancak bir kaç hafta idare edebilir. Bu arada, bilgi boşluklarının da doldurulması gerekir.

İngilizce yeterlik sınavı üniversite sınavı gibi değildir, önceki sınav örneklerini alıp çözerek bu sınava hazırlanamazsınız. “Sınav öncesi bir kaç saat göz atarım” ya da “son ay dişimi sıkar, sınavı geçerim”  gibi düşüncelerden uzak durmanızda yarar vardır. Dil eğitimi düzenli çalışmayı gerektirir. Temelinizin iyi olması önemlidir, çünkü sonraki bilgiler bu temelin üzerine oturacaktır. Ancak düzenli çalışmayıp sınavdan kısa bir süre önce hazırlanmaya başlarsanız konuları öğrenmemiş, yalnızca kısa süreli hafızanıza alıp, bir süre için ezberlemiş olursunuz. Tekrar edilmeyen bilgiler uzun süreli hafızaya geçmediğinden bir süre sonra unutulurlar.

İngilizceye günlük programınızda tekrar amaçlı belli süreler ayırın. Örneğin, her gün 20 dakika radyo dinleyin, 1 saat kitap okuyun ve 20 dakika okuduğunuz ya da dinlediğiniz şeyle ilgili bir yazı yazın. Özellikle başlangıç düzeyindeki öğrenciler hergün 2 saat bu şekilde çalışmalıdır. İngilizce çalışırken hoşlandığınız etkinliklere (örneğin, İngizce şarkı dinlemek, film izlemek) yer vererek onu eğlenceli kılmanız yararınıza olacaktır.

Tersi yolunda umut kırıcı söylentilere karşın başlangıç düzeyindeki öğrenciler disiplinli bir çalışma temposuyla bir yıl içerisinde bölüm derslerini izleyebilecek kadar İngilizce öğrenebilirler.

Dil öğrenirken ilk başlarda yalnızca bilgi alıp edilgen olduğunuz bir dönem geçirirsiniz. Edindiğiniz bilgilerin önce sindirilmesi gerekir, zamanla belli bir doygunluğa erişir ve etkinleşirsiniz. Bu nedenle hemen konuşamamak, hatalar yapmak, bocalamak normaldir. Bunun sizin zekanızla, diğer derslerde ne kadar başarılı olduğunuzla bir ilgisi yoktur.

Gerçekçi olun, bu bir yılın sonunda mükemmel şekilde İngilizce konuşmayı bekleyerek ancak düşkırıklığına uğrarsınız. Dil öğrenmeyi Hazırlık’tan sonra da, İngilizceyi kullandığınız süre boyunca sürdüreceksiniz.

Hazırlık’taki öğretime sınav odaklı değil de öğrenme amaçlı yaklaşmalısınız. İngilizce size yalnızca bu yıl değil, bütün eğitim ve iş yaşamınız boyunca gerekli olacaktır. Dolayısıyla, aslında amacınız İngilizce yeterlik sınavını geçmek değil, İngilizce öğrenmek olduğunda daha başarılı olduğunuzu göreceksiniz.