Arkadaşlıklar

Üniversite Yaşamında İlişkiler

Üniversite yaşamında arkadaşlıkların yeri çok büyüktür. Arkadaşlıklar en zor zamanlarda ayakta durmamızı sağlar ve bazıları yaşam boyu sürer. Ancak en başlarda aile dışındaki insanlarla ilişki kurmayı öğrenmek kolay değildir. Neyse ki üniversite yaşamını güzel kılan özelliklerden biri çok sayıda ve çeşitli insanla tanışmanıza fırsat veren bir ortam sağlamasıdır. Burada yeteri kadar deneme yapma olanağınız olacak.

Üniversiteye yeni başlayan ve yurtta kalan öğrenciler için ilk arkadaşlıklar genellikle yurt odasında kurulur. Yurtlar küçük ortamlar olduğu için oda arkadaşlarıyla en başından beri iyi ilişkiler içine girmek akıllıca olur. Her gün evi ile okulu arasında gidip gelen öğrenciler için ise ev dışında arkadaşlık kurmak ayrı bir öneme sahiptir. Sınıflarda, kafeteryalarda, öğrenci kulüplerinde ya da bir sırada beklerken arkadaşlıklar kurabilirsiniz.

İster bölüm, ister oda arkadaşı ya da sevgiliyle olsun, ilişkiler üniversite yaşamını keyifli kılarlar, ancak zaman ve enerji isterler. Oysa yaşamınızdaki bazı zorluklar ve görüş ayrılıkları bazen arkadaşlıklarınızı alt üst edebilir. Arkadaşlarınızla aranızın bozulması ve onlardan ayrılmak acı verse de biraz çabayla bozulan ilişkinizi düzeltebilirsiniz. İşte size sağlıklı ilişkiler kurmak ve var olan ilişkilerinizi iyi yürütmek için birkaç öneri:

Oda/Ev Arkadaşlıkları

Beklentiler bilinmiyorsa. Normal yaşamınızda insanlarla ne kadar iyi geçinseniz de, odayı ya da evi paylaştığınız arkadaşlarınızla kurduğunuz ilişkilerde diğer arkadaşlarınızla yaşamadığınız zorluklardan geçebilirsiniz. Aldığınız yiyeceğin sizden habersiz yenmiş olması, üst üste binmiş pis tabaklar, sıklıkla gelen birçok misafirler ve en kötüsü de horlamaları görmezden gelmeniz gittikçe zorlaşabilir. Küçük şeyleri zamanla biriktirip, bir öfke anında yanardağ gibi patlayarak arkadaşlıklarınıza zarar verebilirsiniz.

Bir şeyle hemen ilgilenmeniz mi ya da işleri oluruna bırakmanız mı gerektiğine karar vermek zordur. Kimse kendini “kötü biri” gibi hissetmek istemez. Diğer yandan karşınızdakinin sizi sömürmesini önlemeye çalışırken, onun haklarını çiğnememelisiniz.

Eğer belli bir durum sizin için bir sıkıntı oluşturuyorsa, biriktirmeden sorunla yüzleşin. O anda büyük bir sorun yaratmayan ama sizi rahatsız eden ve gerginliğe sokan bir durum karşısında, yutkunup “bir daha olmaz” diye sineye çekmeyin. Yine olacaktır. Tam tersine, harekete geçin. Sorunla zamanında yüzleşmeyerek onu engellememiş olmanın sorumluluğu karşı tarafta olduğu kadar sizdedir.

İlgili kişinin sizi neyin rahatsız ettiğini anlamasını beklemeyin, ona anlatın. Ancak bunu sakin bir ortamdayken ve mümkünse yalnızken yapın, sizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu söyleyin, nedenini de belirtin.

Sorunu ele alırken yalnızca o anda yaşadığınız durumu ele alın, geçmiştekileri değil. Bütün “yıkanmamış tabaklar”ve “kirli çamaşırlar” gibi sorunları bir kerede yeniden su yüzüne çıkartmayın. Karşıdaki insanı haftalarca ya da aylarca gizli tutulmuş hayal kırıklıklarıyla uğraşmak zorunda bırakmak adil değildir. Bütün sorunları birlikte çözmek, onları teker teker çözmekten daha zordur.

Soruna odaklanın, kişiye değil. Çoğu zaman “Beni üzüyorsun” demek suçu doğrudan karşınızdakine yükler ve ilişkinin tamamını çöpe atar. Üstüne üstlük açıklayıcı da olmaz. Bunun yerine şunu diyebilirsiniz: “Pis tabaklar beni üzüyor, lütfen onları yıkayabilir misin?” Bu tutum, karşı saldırı ve onu izleyen savunma tepkisini önler.

Ya çok farklıysak. Bazen karşılıklı beklentiler bilinse de, insanlar anlaşamazlar, çünkü farklı çevrelerde büyümüşlerdir ve pek fazla ortak yönleri yoktur. Bu durumlarda diğer insanla yaşamayı sağlayacak ve farklılıkları çözecek kadar tarafsız ve açık olmak hiç de kolay değildir. Ortak yaşamın her iki tarafça kabul görecek dilini oluşturmak, uzlaşmayı gerektirir. Uzlaşmak tarafların sorunu açıkça ortaya koyup kabul edebilecekleri orta bir yolu belirlemeleri demektir.

Kendinizi ve karşınızdakini daha iyi anlamakta ve ortak yaşam dilini oluşturmakta yardıma gereksinim duyarsanız, merkezimize başvurabilir, bir uzmanla ya da uzmanların eğitim ve gözetiminde gönüllü çalışan “akran rehber” sıfatlı bir yaşıtınızla görüşebilirsiniz.

Cinsel Arkadaşlıklar

Üniversiteye özgü yeni yaşantılardan biri de daha önce kurallarla sınırlandırılmış olan cinsel arkadaşlıklar üzerindeki baskının hafiflemiş olmasıdır. Özellikle ailenizle yaşamıyorsanız ve özgürce dışarı çıkmanız yasak değilse, belki de henüz hazır olmadığınız ilişkilere girişmek için büyük bir dürtü ve içsel baskı hissedebilirsiniz. Yeni özgürleşmenin hevesiyle hem karşınızdakini hem de kendinizi sonradan olumsuz yönde etkileyebilecek aceleyle alınmış kararlardan kaçının.

Kararını vereceğiniz davranışınızın olası sonuçlarını iyice düşünün. İçinizi sevinçle dolduran ve yaşamınızı tamamladığını düşündüğünüz insanı bulmanız muhteşem bir şeydir. Diğer yandan, ilişkinin zaman içinde getireceği sorumluluklar, sizi duygusal ve bedensel olarak karşılayamayacağınız sorunlara taşıyabilir.

Hangi tür ilişki olursa olsun, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmek kolay değildir. Ancak diğer insanlara karşı dürüst olursanız, ilişkilerinizde kendiniz hakkında daha çok şey öğrenir ve daha sağlıklı ilişkiler kurarsınız.

 Cinsellik en güzel haliyle, birlikte olmaktan hoşlandığınız, karşılıklı sevgi ve saygı duyduğunuz, ortak değerleri paylaştığınız, kendinizi rahatça dile getirebildiğiniz ilişkide yaşanır.

İlişkiler Hakkındaki Ortak Sorular ve Bazı İpuçları

 Hiç bir ilişkide iyi değilim, nereden ve nasıl başlayacağımı bile bilmiyorum. İlişki sizinle başlar, çünkü kurduğunuz her ilişkinin yarısını siz oluşturursunuz. Sizin eksik yönlerinizi geliştirmesi için bir ilişkiye güvenmeyin. İşe yaramaz. Bu yüzden, kendinizden başlayın. Aşağıda sıralanmış olan noktalar ilişkiye hazırlanmada size yardımcı olabilir:

  • En iyi ve çekici özelliklerinizi sıralayan bir liste yapın ve onları kendi kendinize yineleyerek kendinizi onaylayın.
  • Kendinize “Bu çocuk/kız benden hoşlanmazsa, ben itici bir kişiyim”gibi gerçekdışı ölçütler koymaktan ve “olmazsa olmaz” mantığından vazgeçin.
  • Sizi biraz utandırsa da söylenen olumlu sözleri kabul edin. Basit bir “teşekkür ederim” kendinize güveninizi yükseltirken, “Bu giysi beni çok kısa gösteriyor” düşüncesi kendinize güveninizi azaltır.
  • Hiçbir şeyin garantisi yoktur. Kazanabilmek için önce risk almalısınız. Yeni insanlar ve deneyimler arayın ve onlara karşı açık ve merakla yaklaşın. Her biri birer fırsattır.
  • Kısa sürede başarı beklemeyin. Yakın dostluklar ve cinsel arkadaşlıklar geliştirmek zaman ister.

Kendime güvenim yerinde ama böyle büyük bir yerde kaybolmak çok kolay. İnsanlarla nasıl tanışabilirim? İnsanlarla tanışmak gerçekten de çaba gerektiren bir şeydir. Ne kadar çekici olduğunuzun fazla bir önemi yok. Oturup insanların kendilerini sizin önünüze atmalarını beklemek pek işe yaramaz ve size seçme fırsatı da sağlamaz. Ama şu yaklaşımlar yararlı olabilir:

  • İnsanlarla tanışmanın en iyi yolu, ortak yönleriniz olan insanların olabileceği yerlere gitmektir. Sınıflar, kantin, kulüpler, kafe, restoran, marketlerdeki kasa sıraları, spor salonları, sinema, tiyatro, sergi gibi kültürel etkinlikler, dernek ve vakıf gibi gönüllü çalışma ortamlarda arkadaş edinebilirsiniz. İlginizi çeken bir kulübe, grup çalışmasına ya da kuruluşa katılın!
  • İnsanlarla birlikteyken, onlara soru sorarak, bir durum hakkında yorum getirerek, fikir belirtmelerini isteyerek, biraz ilgi göstererek, yardım isteyerek ya da yardım etmeyi önererek konuşma başlatın.
  • Bir kişiyle konuşurken onu dinlediğinizi ve onunla ilgilendiğinizi o kişiye hissettirin. Göz teması kurun, kişiye beden dilinizle ona karşı açık olduğunuzu ifade edin (kollarınızı düğümlemeden, bedeniniz ve yüzünüz kişiye dönük olarak). Duygularınızı karşı tarafa yansıtın, kişinin söylediklerini anladığınızı başka sözcükler kullanarak belirtin ve anlamadıysanız açıklamasını isteyin.
  • Her ilişki yürümeme riskini taşır. Karşı tarafla uyuşmadığınız zaman yaşadığınız hayal kırıklığına takılı kalmayın, başka insanlara yönelin.

Arkadaşlarıma yakınlaştığımda, kendimden o kadar çok şey veriyorum ki bana bir şey kalmadığını hissediyorum. Eşit ve karşılıklı olmayan bir ilişkiden zevk almak zordur. Bir ilişkide kendinizden çok şey vermeyi önlemenin en iyi yolu, haklarınızı korumayı öğrenmektir. Duygularınızı, inançlarınızı ve gereksinimlerinizi açıkça ve dürüstçe ifade etmeniz gerekir. İşte size bazı örnekler:

  • Duygularınızı ifade etmeye ve istekte bulunmaya hakkınızın olduğunu bilin. Net bir şekilde, doğrudan ve herhangi bir özür öne sürmeden, isteklerinizi belirtin.
  • Karşı tarafın bakış açısına saygı gösterin, ama isteğinizden vazgeçmek durumunda değilsiniz.
  • Mantıksız isteklere “hayır” deyin. Mazeret değil, neden verin. Duygularınız yeterli bir nedendir, onlara güvenin.
  • Duygularınızı açıklarken kendinizi anlatın. Karşı tarafı suçlayıcı, itham edici ifadelerden sakının. Bunlar yalnızca savunmaya ve karşı saldırıya yol açar.

Hep kendi yolumda gidersem arkadaşlarımı ve sevgilimi kaybetmez miyim? Kendi haklarınızı korumak, ne hep kendi yolunuzda gitmek ne de karşınızdakini bir şeye zorlamak ya da etki altında bırakmaktır. Başkasının hakkına tecavüz etmeden, uzlaşmayı sağlayarak kendi hakkınızı koruyabilirsiniz. “Uzlaşma” iki insanın gereksinimlerinin olabilen en iyi düzeyde karşılanmasıdır. Eğer arkadaşınız uzlaşmayı istemiyorsa ya da sizin duygularınıza saygı duymuyorsa, belki de onları kaybetmekten korkacak fazla bir şeyiniz yoktur.

  • Karşınızdaki kişinin bir şeyi bildiğini varsaymak ve beklemek yerine (“Gerçekten beni önemsiyor olsan ne istediğimi bilirdin”), ne istediğinizi bilin ve doğrudan söyleyin (“Bu gece seninle yalnız kalmak istiyorum”).
  • Çözülmemiş konulara zaman ayırın. Surat asmak, küsmek, idare etmek ve sessiz kalmak işleri iyiye götürmez. Bir de şunu deneyin: “Ben şunun hakkında rahatsızlık duyuyorum ve bu konuda seninle konuşmak istiyorum. Senin için ne zaman uygun?”
  • Kendinizi olumlu olarak ifade edin, olumsuz sıfat kullanmayın, karşınızdakinin zayıf ve duyarlı noktalarına yüklenmeyin, şimdiki zamana odaklanın, geçmişle uğraşmayın, iyi dinleyin ve karşı tarafın duygu ve düşünceleriyle ilgili olarak anlattıklarından ne anladığınızı ona belirtin, bütün kırgınlık ve öfkenizi biriktirip bunları karşınızdakine bir anda kusmayın, hatalıysanız kabul edin, özür dileyin!

Kız/erkek arkadaşımla neredeyse her konuda iyiyiz ama cinselliğe gelince çuvallıyoruz, sanki farklı beklentilerimiz var. Her şeyden önce, kendi duygularınızın farkında olmanız önemlidir. Birlikte olduğunuz kimse hakkında ne düşünüyorsunuz, onun yokluğunda kendinizi nasıl hissediyorsunuz, bedensel ve cinsel yönden size neler rahat ve çekici geliyor, neler gelmiyor? Duygularınıza güvenin.

  • Cinsel anlamda siz neler istiyorsunuz, bunu ifade edin. Neleri sevip sevmediğinizi anlatın.
  • Sınırlarınızın ne olduğunu arkadaşınıza açıkça belirtin, dolaylı ya da karmaşık mesajlar vermeyin.
  • İlişkiniz istemediğiniz hızda ilerliyorsa, “hayır” deme, zaman ve mesafe isteme, saygı görme hakkınız var. Arkadaşınızın duygu ve tepkilerinden siz sorumlu değilsiniz.
  • Her iki taraf da istenmeyen cinsel ilişkiden sakınma sorumluluğundadır. “Hayır,” istememek demektir ve karşı taraf bunu anlamalıdır. Kişi bunu sözel olarak ya da hareketleriyle belli edebilir, hangi yolla belirtildiğinin önemi yoktur. Eğer bir insan “hayır” demişse ve buna rağmen cinsel ilişkiye zorlanırsa buna ırza tecavüz denir ve yasal suç oluşturur.
  • Eğer kendinizi güvende hissetmiyorsanız kendinizi korumak için ortamı derhal terk edin, gerekli duyduğunuzda güvendiklerinizden yardım isteyin.

Bazen kız/erkek arkadaşımla fazla bağlı olduğumuzu düşünüyorum, bu bağımlılık mıdır? İlişkilerde bağlılık kendi başlarına bireysel bütünlüğü olan iki insanın birlikte gelişebilip ortak yaşam sürdürebilmeleridir. Bağlılık sağlıklı bir ilişkinin temelidir. Bu ilişkide her iki insan bireyselliğini ve gelişimini sağlar, ilişki değişime açıktır ve her iki insan duygu ve gereksinimlerini açıklayabilir. Oysa bağımlılık, bir insanın diğer kişinin yokluğunda yaşadığı kendini eksik hissetme hali ve karşıdaki insanı denetleme arzusu içinde olduğu sağlıksız bir durumdur. Bağımlılığın bazı tipik özellikleri şunlardır:

  • Diğer insandaki değişim ya da ilerlemeden korkmak
  • Karşındakinden onaylanma beklentisinde olmak, kendine güven duyabilmek için ona gereksinim duymak.
  • Kendi sınırlarının nerede bittiği ve karşındakinin nerede başladığından emin olmamak.
  • Terk edilme konusunda aşırı korku duymak.

Aynı cinsten insanların ilişkileri ayrı cinsten olanlarınki gibi midir? İster homoseksüel (eşcinsel ya da gay ve lezbiyen birliktelik), ister biseksüel (her iki cinsle birliktelik), isterse de heteroseksüel (karşı cinsle birliktelik) olsun, her insan aşk, bağlılık ve güven için ortak gereksinimler taşır.

Aynı cinse duyulan ilgi, farklı cinse duyulan ilgiden daha az yaygın olsa da, bu “sapıklık” değildir, yalnızca farklı bir cinsel yönelimdir. Heteroseksüel ve homoseksüel (eşcinsel) yönelimler arasında şu gibi farklar görülebilir:

  • İki kişinin de aynı cinsten olmasından dolayı, o cinsin karakter özellikleri ilişkide abartılabilir. Bu, bazı durumlarda hoş olabilirken, bazen de bir sorun olarak yaşanabilir.
  • Aynı cinsle birliktelik yaşayanlar, toplumun eşcinsel eğilime karşı duyduğu korku ve kınama anlamına gelen homofobigerginliği ile baş etme durumunda kalırlar.
  • Homofobi, bir ilişkinin normal iniş çıkışlarını daha da zor hale getirip aynı cinsten olan çiftin kendilerine olan güvenini olumsuz etkileyebilir.
  • Homofobi romantik olmayan hemcins ilişkilerini etkileyebilir. Örneğin, iki kız arkadaş, iki erkek kardeş, hatta babalar ve oğulları, eşcinsel olduklarının düşünülmesinden korkarak sevgilerini belirtmekte isteksiz davranabilir.

Eşcinsel bir arkadaşım ancak onu tamamen tanıdığımda bana bunu söyledi, neden? Farklı cinsel yönelimde olan insanların birçoğu bunu yaşamları boyu gizleyebilirler, çünkü

  • Homofobi o kadar yaygındır ve kişilere verdiği zarar o kadar fazladır ki ancak azınlıkta olan bazı eşcinsel yönelimli insanlar açıkça ve cesurca kendileri olmaya karar verebilirler. Onların da önemli bir kısmı genel sosyal kabul sağladıktan sonra ve ayrımcılığa ve önyargılara karşı mücadele etmek için bunu yaparlar.
  • Farklı cinsel yönelimi olanlar bundan hemen emin olmayabilirler, emin de olsalar ya da kendilerini kabul etmeleri ve onu çevresindekilere açıklayacak hale gelmeleri zaman alabilir. Arkadaşınız bu sürecinde ona destek olmanızı bekleyebilir. Onunla bu konuyu konuşmaya çalışın. Büyük olasılıkla ilginizden memnun olacak, size teşekkür edecektir.

Biseksüelleri farklı kılan nedir? Kendisini biseksüel olarak tanımlayan kişilerin bazıları aslında cinsel yönelimlerini belirleme sürecindedir, diğerleri ise her iki cinsiyete de çekim duymaktadır. Genellikle kendi içlerinde herhangi bir karışıklık yaşamazlar ve değişmek gibi bir arzuları da yoktur.

Yaz tatilindeki ya da okuldaki arkadaşlıklarımda ilişkilerin bitmesi bana çok zor geliyor, ne yapabilirim? Ayrılıken çok sakınılan ve korkulan yaşantılar arasındadır. Aşağıdaki öneriler size bu süreci atlatmada yardımcı olabilir:

  • Kabul. Kendinize sona eren şey hakkında üzüntü, korku ve acı yaşamak için izin verin. Bu duyguları inkar etmek yalnızca onları uzatmaya yarar.
  • Savunma. Suçlu hissetmek, pazarlık etmek, diğer insanın bizden ayrılmasını engelleyememenin yarattığı çaresizlik duygusuna karşı bir savunmadır. Fakat kaçınamadığımız bazı ayrılıklar da vardır, çünkü diğer insanın davranışını denetleyemeyiz.
  • Koruma. Bazı durumlarda ayrılmak ilişkinin bitmesi demek değildir, ilişkiyi uzaktan ve seyrek görüşmelerle yürütebilirsiniz ya da ayrıldığınız insanla ilgili güzellikleri içinizde yaşatabilirsiniz.
  • Açılım. İyileşmeniz için kendinize zaman verin, kendinize karşı nazik olun, diğer insanlardan destek isteyin, size iyi gelen şeyler yapmaya çalışın, kendinizi yeni deneyimlere ve arkadaşlara yönlendirin.